۞ Kur'an Tefsiri Oku

Mâ'ûn Sûresi

سُورَةُ ٱلماعون
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ ﴿٧﴾
• • •
7- İyiliğe de engel olurlar.
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
İbn Kesîr Tefsiri
Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm
Yani: Onlar ne Rablerine güzelce ibadet ederler, ne de Allah’ın kullarına iyilik ederler; hatta insanların birbirlerinden faydalandığı, aslı kendilerinde kalıp geri dönen şeyleri bile ödünç vermekten kaçınırlar.
Böyle olanlar, zekâtı ve her türlü iyiliği engelleme bakımından çok daha ileri derecede cimriliğe düşmüş kimselerdir.
İbn Ebî Necîh, Mucâhid’den naklen şöyle demiştir: Ali (radıyallahu anh) şöyle dedi: “Mâûn” zekâttır. Aynı şekilde Suddî de Ebû Sâlih’ten, o da Ali’den bunu rivayet etmiştir. Bu görüş İbn Ömer’den de birçok yolla rivayet edilmiştir. Aynı görüşü Muhammed bin el-Hanefiyye, Saîd bin Cubeyr, İkrime, Mucâhid, Atâ, Atıyye el-Avfî, Zuhrî, Hasan, Katâde, Dahhâk ve İbn Zeyd de söylemiştir.
Hasan el-Basrî şöyle demiştir:
“Namaz kılarsa gösteriş yapar, kaçırırsa üzülmez; malının zekâtını da vermez.” Başka bir lafızda ise: "malının sadakasını (vermez)" şeklindedir.
Zeyd b. Eslem şöyle demiştir:
“Onlar münafıklardır; namaz görünür olduğu için onu kılarlar, zekât ise gizli olduğu için onu vermezler.”
A‘meş ve Şu‘be, Hakem’den, o Yahyâ bin el-Cezzâr’dan rivayet etmiştir ki Ebu’l-Ubeydîn, Abdullah b. Mes‘ûd’a mâûn hakkında sordu. O da şöyle dedi: “Bu, insanların birbirleri arasında kullandıkları (ödünç alıp verdikleri) balta, kazan ve kova gibi şeylerdir.”
Mes‘ûdî de Seleme b. Küheyl’den, o Ebu’l-Ubeydîn’den naklen şöyle rivayet etmiştir: İbn Mes‘ûd’a mâûn sorulduğunda şöyle demiştir:
“İnsanların birbirinden aldığı (ödünç alıp verdikleri) şeylerdir: balta, kazan, kova ve benzeri şeyler.”
İbn Cerîr dedi ki: Bana Muhammed bin Ubeyd el-Muhâribî anlattı, bize Ebu’l-Ahvas, Ebu İshak’tan, o Ebu’l-Ubeydîn’den  ve Sa’d bin İyâd’dan, onlar da Abdullah’tan rivayet etti (Abdullah) dedi ki: Biz Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabı olarak kendi aramızda mâûnun; kendilerinden müstağni kalınamayan (vazgeçilemeyen) kova, balta ve tencere olduğunu konuşurduk.
bize Hallâd bin Eslem anlattı, bize en-Nadr bin Şümeyl haber verdi, bize Şu’be, Ebu İshak’tan haber verdi, dedi ki: Sa’d bin İyâd’ı, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabından bunun bir benzerini anlatırken işittim.
A’meş, İbrâhim’den, o el-Hâris bin Süveyd’den, o da Abdullah’tan rivayet etti ki; kendisine mâûn hakkında sorulmuş da şöyle demiştir: "İnsanların kendi aralarında birbirlerine ödünç alıp verdikleri balta, kova ve benzeri şeylerdir."
İbn Cerîr dedi ki: Bize Amr bin Ali el-Fellâs anlattı, bize Ebu Dâvûd —ki o et-Tayâlisî’dir— anlattı, bize Ebu Avâne, Âsım bin Behdele'den, o Ebu Vâil’den, o da Abdullah’tan rivayet etti (Abdullah) dedi ki: Biz Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraberken mâûnu, kova ve benzeri şeylerin verilmesini engellemek olarak anlardık.
Bunu Ebu Dâvûd ve en-Nesâî de Kuteybe’den, o Ebu Avâne’den kendi isnad zinciriyle bu şekilde rivayet etmişlerdir. en-Nesâî’nin lafzı ise Abdullah’tan (naklen şöyledir), dedi ki: "Her iyilik sadakadır. Biz Resûlullah zamanında mâûnu, kova ve kazan gibi ödünç verilen şeyler olarak sayardık."
İbn Ebî Hâtim dedi ki: Bize babam anlattı, bize Affân anlattı, bize Hammâd bin Seleme, Âsım’dan, o Zırr’dan, o da Abdullah’tan rivayet etti (Abdullah) dedi ki: mâûn; kazan, terazi, kova gibi ödünç verilen eşyalardır.
İbn Ebî Necîh, Mucâhid’den, o da İbn Abbas'dan naklen şöyle demiştir: “İyiliğe de engel olurlar.” yani ev eşyasıdır. Aynı şekilde Mucâhid, İbrâhim en-Nehaî, Saîd bin Cubeyr, Ebû Mâlik ve başkaları da bunun ev eşyalarının ödünç verilmesi olduğunu söylemişlerdir.
Leys bin Ebî Süleym, Mücâhid’den, o İbn Abbas’tan naklen şöyle demiştir: “Mâûn henüz sahibine gelmemiş olan (yani insanlar arasında dolaşan) eşyalardır.” 
Avfî, İbn Abbas’tan naklen şöyle demiştir: “İyiliğe de engel olurlar.” Mâûn hakkında insanlar ihtilaf etmiştir; kimileri zekâttır demiştir, kimileri itaattir demiştir, kimileri de ödünç verilen eşyalardır demiştir.

İbn Cerîr de bunu rivayet etmiştir.
Sonra bunu Yakub bin İbrâhim’den, o İbn Uleyye’den, o Leys bin bin Süleym’den, o Ebu İshak’tan, o el-Hâris’ten, o da Ali’den rivayet etmiştir: Mâûn; insanların baltayı, tencereyi ve kovayı (birbirlerinden) esirgemesidir.
İkrime dedi ki:  Mâûnun başı zekâttır, en küçüğü ise elek, kova ve iğnedir.
İkrime’nin bu sözü güzeldir; çünkü bütün görüşleri kapsar ve hepsini tek bir anlama döndürür: mal veya menfaat ile yardım etmeyi terk etmek. 
Bu sebeple Muhammed b. Ka‘b şöyle demiştir:
“mâûn, iyiliktir.” Çünkü hadiste de şöyle gelmiştir:
“Her iyilik sadakadır.”
İbn Ebî Hâtim dedi ki: Bize Ebu Saîd el-Eşecc anlattı, bize Vekî’, İbn Ebî Zi’b’den, o ez-Zuhrî’den nakletti:
“İyiliğe de engel olurlar.” hakkında dedi ki: "Kureyş’in dilinde (mâûn); mal demektir."
(İbn Ebî Hâtim) Burada garip ve rivayet/dirayet yönünden tuhaf bir hadis de zikredilmiştir: ​Bize babam ve Ebu Zür’ah anlattı, ikisi dediler ki: Bize Kays bin Hafs ed-Dârimî anlattı, bize Delhem bin Dehsem el-Iclî anlattı, bize Âiz bin Rebîa en-Nümeyrî anlattı, bana Kurre bin Da’mûs en-Nümeyrî anlattı; Bir grup Resûlullah’a gelerek dediler ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Bize ne tavsiye edersin?” Buyurdu ki:

“Mâûnu men etmeyin.”

Dediler ki: “Mâûn nedir?”
Buyurdu ki: “Taşta, demirde ve suda olan şeylerdir.”

Dediler ki: “Hangi demir?”
Buyurdu: “Bakır kazanlarınız ve kullandığınız balta demirleri.”
Dediler ki: “Taş nedir?”
Buyurdu: “Taş kazanlarınızdır.”
Ancak bu rivayet çok gariptir; senedi ve metni zayıftır, içinde tanınmayan raviler vardır. Allah en iyi bilendir.
 İbnü’l-Esîr, sahabe biyografilerinde (Ashabın Hayatında) "Ali en-Nümeyrî"nin tercüme-i hâlini zikretmiş ve şöyle demiştir:  İbn Kâni’ kendi isnadıyla Âiz bin Rebîa bin Kays en-Nümeyrî’den, o Ali bin falan en-Nümeyrî’den rivayet etmiştir, (Ali) dedi ki: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’i şöyle buyururken işittim: “Müslüman Müslümanın kardeşidir; onunla karşılaştığı zaman onu selamla verir ve onun selamına ondan daha hayırlı olanıyla karşılık verir; mâûnu engellemez (esirgemez).”
Dedim ki: "Ey Allah'ın rasulü, mâûn nedir?" Buyurdu ki: “Taş, demir ve bunların benzeri şeylerdir.”
Mâûn Sûresi'nin tefsiri burada sona ermiştir. 

أي لا أحسنوا عبادة ربهم ولا أحسنوا إلى خلقه حتى ولا بإعارة ما ينتفع به ويستعان به مع بقاء عينه ورجوعه إليهم فهؤلاء لمنع الزكاة وأنواع القرابات أولى وأولى وقد قال ابن أبي نجيح عن مجاهد قال علي الماعون الزكاة وكذا رواه السدي عن أبي صالح عن علي وكذا روي من غير وجه عن ابن عمر وبه يقول محمد بن الحنفية وسعيد بن جبير وعكرمة ومجاهد وعطاء وعطية العوفي والزهري والحسن وقتادة والضحاك وابن زيد قال الحسن البصري إن صلى راءى وإن فاتته لم يأس عليها ويمنع زكاة ماله وفي لفظ صدقة ماله وقال زيد بن أسلم هم المنافقون ظهرت الصلاة فصلوها وخفيت الزكاة فمنعوها. وقال الأعمش وشعبة عن الحكم عن يحيى بن الخراز أن أبا العبيدين سأل عبدالله بن مسعود عن الماعون فقال هو ما يتعاوره الناس بينهم من الفأس والقدر وقال المسعودي عن سلمة بن كهيل عن أبي العبيدين أنه سأل ابن مسعود عن الماعون فقال هو ما يتعاطاه الناس بينهم من الفأس والقدر والدلو وأشباه ذلك. وقال ابن جرير حدثني محمد بن زيد المحاربي حدثنا أبو الأحوص عن أبي إسحاق عن أبي العبيدين وسعيد بن عياض عن عبدالله قال كنا أصحاب محمد صلى الله عليه وسلم نتحدث أن الماعون الدلو والفأس والقدر لا يستغنى عنهن وحدثنا خلاد بن أسلم أخبرنا النضر بن شميل أخبرنا شعبة عن أبي إسحاق قال سمعت سعد بن عياض يحدث عن أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم مثله. وقال الأعمش عن إبراهيم عن الحارث بن سويد عن عبدالله أنه سئل عن الماعون فقال ما يتعاوره الناس بينهم الفأس والدلو وشبهه. وقال ابن جرير حدثنا عمرو بن علي الفلاس حدثنا أبو داود الطيالسي حدثنا أبو عوانة عن عاصم بن بهدلة عن أبي وائل عن عبدالله قال كنا مع نبينا صلى الله عليه وسلم ونحن نقول الماعون مع الدلو وأشباه ذلك. وقد رواه أبو داود والنسائي عن قتيبة عن أبي عوانة بإسناده نحوه ولفظ النسائي عن عبدالله قال: كل معروف صدقة وكنا نعد الماعون على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم عارية الدلو والقدر وقال ابن أبي حاتم حدثنا أبي حدثنا عفان حدثنا حماد بن سلمة عن عاصم عن زر عن عبدالله قال: الماعون العواري القدر والميزان والدلو وقال ابن أبي نجيح عن مجاهد عن ابن عباس "ويمنعون الماعون" يعني متاع البيت وكذا قال مجاهد وإبراهيم النخعي وسعيد بن جبير وأبو مالك وغير واحد إنها العارية للأمتعة وقال ليث بن أبي سليم ومجاهد عن ابن عباس "ويمنعون الماعون" قال لم يجيء أهلها بعد وقال العوفي عن ابن عباس "ويمنعون الماعون" قال اختلف الناس في ذلك فمنهم من قال يمنعون الزكاة ومنهم من قال يمنعون الطاعة ومنهم من قال يمنعون العارية رواه ابن جرير ثم روى عن يعقوب بن إبراهيم عن ابن عليه عن ليث بن أبي سليم عن أبي إسحاق عن الحارث عن علي: الماعون منع الناس الفأس والقدر والدلو وقال عكرمة رأس الماعون زكاة المال وأدناه المنخل والدلو والإبرة رواه ابن أبى حاتم وهذا الذي قاله عكرمة حسن فإنه يشمل الأقوال كلها وترجع كلها إلى شيء واحد هو ترك المعاونة بمال أو منفعة ولهذا قال محمد بن كعب "ويمنعون الماعون" قال المعروف ولهذا جاء في الحديث "كل معروف صدقة" وقال ابن أبي حاتم حدثنا أبو سعيد الأشج حدثنا وكيع عن ابن أبي ذئب عن الزهري "ويمنعون الماعون" قال بلسان قريش المال. وروى ههنا حديثا غريبا عجيبا في إسناده ومتنه فقال حدثنا أبي وأبو زرعة قالا حدثنا قيس بن حفص الدارمي حدثنا دلهم ابن دهيم العجلى حدثنا عائذ بن ربيعة النميري حدثني قرة بن دعموص النميري أنهم وفدوا على رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالوا يا رسول الله ما تعهد إلينا قال "لا تمنعون الماعون" قالوا يا رسول الله وما الماعون؟ قال "في الحجر وفي الحديدة وفي الماء" قالوا فأي الحديدة؟ قال "قدوركم النحاس وحديد الفأس الذي تمتهنون به" قالوا ما الحجر؟ قال "قدوركم الحجارة" غريب جدا ورفعه منكر وفي إسناده من لا يعرف والله أعلم. وقد ذكر ابن الأثير في الصحابة ترجمة علي النميري فقال روى ابن مانع بسنده إلى عامر بن ربيعة بن قيس النميري عن علي بن فلان النميري سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول "المسلم أخو المسلم إذا لقيه جاء بالسلام ويرد عليه ما هو خير منه لا يمنع الماعون" قلت يا رسول الله ما الماعون؟ قال "الحجر والحديد وأشباه ذلك" الله أعلم. آخر تفسير السورة ولله الحمد والمنة.
Bağlantı kopyalandı