۞ Kur'an Tefsiri Oku

Nasr Sûresi

سُورَةُ ٱلنصر
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِى دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا ﴿٢﴾
• • •
2- Ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini gördüğünde;
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
İbn Kesîr Tefsiri
Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm
İbn Cerîr, Muhammed bin Humeyd’den, o Mihrân’dan, o da es-Sevrî’den, o da Âsım’dan, o da Ebu Rezîn’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti de bu kıssanın bir benzerini veya onun yakınını zikretti. İmam Ahmed dedi ki: Bize Muhammed bin Fudayl anlattı, bize Atâ, Saîd bin Cübeyr’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman” (Nasr Sûresi) nazil olunca, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bana kendi nefsimin vefatı haber verildi.’ buyurdu.” Yani o yıl içerisinde vefat ettirileceği kendisine bildirilmişti.

Bu rivayeti yalnızca Ahmed nakletmiştir.
Avfî de İbn Abbas'tan bunun benzerini rivayet etmiştir. Aynı şekilde Mücâhid, Ebû'l-Âliye, Dahhâk ve daha birçok âlim şöyle demişlerdir: “Bu sûre ile Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) eceli kendisine haber verilmiştir.” 
 İbn Cerîr dedi ki: Bana İsmâil bin Mûsâ anlattı, bize el-Huseyin bin Îsâ el-Hanefî, Ma’mer’den, o ez-Zuhrî’den, o Ebu Hâzim’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Medine'de bulunduğu sırada: “Allah en büyüktür, Allah en büyüktür! Allah'ın yardımı ve fetih geldi. Yemen halkı geldi.” buyurdu.

Bunun üzerine: “Ey Allah'ın Resûlü! Yemen halkı kimdir?” denildi. O da şöyle buyurdu:

“Onlar kalpleri yumuşak, tabiatları latif olan bir topluluktur. İman Yemenlidir; fıkıh Yemenlidir; hikmet de Yemenlidir.” 
​Sonra bunu (İbn Cerîr) İbn Abdilâlâ’dan, o İbn Sevr’den, o Ma’mer’den, o İkrime’den mürsel olarak rivayet etmiştir. 
Taberânî dedi ki: Bize Zekeriyya bin Yahya anlattı, bize Ebu Kâmil el-Cahderî anlattı, bize Ebu Avâne, Hilâl bin Habbâb’dan, o İkrime’den, o İbn Abbas’tan 
rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: ““Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman” (Nasr Sûresi) sonuna kadar nazil olunca, Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi vefatı haber verilmiş oldu. Bunun üzerine o, ahiret işleri hususunda şimdiye kadar görülmemiş derecede gayret göstermeye başladı.”

Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bundan sonra:

“Fetih geldi, Allah'ın yardımı geldi ve Yemen halkı geldi.” buyurdu. Bunun üzerine bir adam: “Ey Allah'ın Resûlü! Yemen halkı kimdir?” dedi.

O da: “Kalpleri ince ve yumuşak olan bir topluluktur. İman Yemenlidir, fıkıh Yemenlidir.” buyurdu. 
 İmam Ahmed dedi ki: Bize Vekî’, Sufyân’den, o Âsım’dan, o Ebu Rezîn’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman” (Nasr Sûresi) nazil olunca, Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem), kendi vefatının kendisine haber verildiğini anladı.”

Yani bütün sûre kastedilmektedir.
​Bize Vekî’ anlattı, Süfyân’dan, o Âsım’dan, o Ebu Rezîn’den: Şüphesiz Ömer, İbn Abbas’a şu ayet hakkında sordu: “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman” (İbn Abbas) dedi ki: "O indiği zaman Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e kendi vefatı haber verildi."
Taberânî dedi ki: Bize İbrâhim bin Ahmed bin Ömer el-Vekîî anlattı, bize babam anlattı, bize Ca’fer bin Avn, Ebu’l-Umays’tan, o Ebu Bekir bin Ebî’l-Cehm’den, o Ubeydullah bin Abdullah bin Utbe’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: Kur'ân'ın tamamı içerisinde son olarak nazil olan sûre, “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman” sûresidir.
İmam Ahmed ayrıca şöyle dedi: Bize Muhammed bin Ca’fer anlattı, bize Şu’be, Amr bin Mürre’den, o Ebu’l-Bahterî et-Tâî’den, o Ebu Saîd el-Hudrî’den, o da Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet etti ki şöyle buyurdu: “Bu sûre nazil olduğu zaman: “Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman” Resûlullah onu sonuna kadar okudu ve şöyle buyurdu: “İnsanlar bir taraftadır; ben ve ashabım ise başka bir taraftayız.”

Sonra şöyle buyurdu:

“Fetihten sonra artık hicret yoktur; ancak cihad ve niyet vardır.” Bunun üzerine Mervân (hadisi rivayet edene): “Yalan söyledin!” dedi. O sırada onun yanında Râfi’ bin Hudeyc ve Zeyd bin Sâbit de sedirin üzerinde onunla beraber oturuyorlardı. Bunun üzerine Ebu Saîd dedi ki: "Eğer şu ikisi isteselerdi şüphesiz sana (hadisi doğrulayıp) anlatırlardı; Fakat şu, kavminin idareciliğinin elinden alınmasından korkuyor; bu da sadaka görevinden uzaklaştırılmaktan çekiniyor.” Bunun üzerine Mervân, ona vurmak için kamçısını kaldırdı. Bunu görünce ikisi: “Ebû Saîd doğru söyledi.” dediler.
Bu rivayeti yalnız Ahmed nakletmiştir.

Mervân'ın Ebû Saîd'e karşı inkâr ettiği bu husus aslında inkâr edilecek bir şey değildir. Çünkü İbn Abbas'ın rivayetinde sabittir ki Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) fetih günü şöyle buyurmuştur:

“Artık hicret yoktur; ancak cihad ve niyet vardır. Fakat seferberliğe çağrıldığınız zaman çıkın.”

Bu hadisi Buhârî ve Müslim kendi Sahihlerinde rivayet etmişlerdir.

Ömer'in meclisinde bulunan bazı sahâbîlerin bu sûreyi şu şekilde tefsir etmeleri: “Allah bize şehirleri ve kaleleri fethetmeyi nasip ettiğinde O'na hamdetmemiz, şükretmemiz ve tesbih etmemiz emredilmiştir.”

Yani: “Namaz kılmalı ve O'ndan bağışlanma dilemeliyiz.” Bu yorum güzel ve doğru bir mânadır.
Buna, Nebî'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke'nin fethedildiği gün kuşluk vaktinde sekiz rekât namaz kılmış olması da şahitlik etmektedir.

Bir grup: “Bu kuşluk namazıdır.” demiştir. Onlara şöyle cevap verilmiştir: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu namaza devamlılık göstermezdi. O hâlde o gün bunu nasıl kılmış olabilir? Üstelik o bir yolcu idi ve Mekke'de ikamet etmeye niyet etmemişti.

Bu sebeple Ramazan ayının sonuna kadar, yaklaşık on dokuz gün Mekke'de kalmış; namazları kısaltarak kılmış ve hem kendisi hem de bütün ordu oruç tutmamıştır. Ordunun mevcudu yaklaşık on bin kişiydi.

Bu görüş sahipleri: “Bu namaz fetih namazıdır.” demişlerdir. Onlara göre bir ordu kumandanının bir beldeyi fethettiğinde oraya ilk girişinde sekiz rekât namaz kılması müstehaptır.

Nitekim Sa'd bin Ebî Vakkâs da Medâin'i fethettiği gün böyle yapmıştır.

Sonra bazıları: “Bu sekiz rekâtın tamamı tek selâmla kılınır.” demişlerdir.

Doğru olan görüş ise her iki rekâtta bir selâm verilmesidir.

Çünkü Ebû Dâvûd'un Sünen'inde rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), fetih günü her iki rekâtta bir selâm verirdi.

İbn Abbas ve Ömer'in (radıyallahu anhümâ) yaptığı tefsire gelince:

Bu sûrede Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi değerli nefsinin vefatı haber verilmiştir.

Bunun anlamı şudur:

“Bil ki sen Mekke'yi —seni oradan çıkaran kavminin şehrini— fethettiğinde ve insanlar bölük bölük Allah'ın dinine girdiklerinde, artık dünyada seninle ilgili görevimiz tamamlanmış olacaktır.

O hâlde bize kavuşmaya, huzurumuza gelmeye ve katımıza dönmeye hazırlan.

Ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.

Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.”

وروى ابن جرير عن محمد بن حميد عن مهران عن الثوري عن عاصم عن أبي رزين عن ابن عباس فذكر مثل هذه القصة أو نحوها. وقال الإمام أحمد حدثنا محمد بن فضيل حدثنا عطاء عن سعيد بن جبير عن ابن عباس قال لما نزلت "إذا جاء نصر الله والفتح" قال رسول الله صلى الله عليه وسلم "نعيت إلي نفسي" فإنه مقبوض في تلك السنة تفرد به أحمد وروى العوفي عن ابن عباس مثله وهكذا قال مجاهد وأبو العالية والضحاك وغير واحد إنها أجل رسول الله صلى الله عليه وسلم نعي إليه. وقال ابن جرير حدثني إسماعيل بن موسى حدثنا الحسن بن عيسى الحنفي عن معمر عن الزهري عن أبي حازم عن ابن عباس قال: بينما رسول الله صلى الله عليه وسلم في المدينة إذ قال "الله اكبر الله اكبر جاء نصر الله والفتح جاء أهل اليمن - قيل يا رسول الله وما أهل اليمن؟ قال - قوم رقيقة قلوبهم لينة طباعهم الإيمان يمان والفقه يمان والحكمة يمانية". ثم رواه ابن عبدالأعلى عن أبي عن معمر عن عكرمة مرسلا. وقال الطبراني حدثنا زكريا بن يحيى حدثنا أبو كامل الجحدري حدثنا أبو عوانة عن هلال بن خباب عن عكرمة عن ابن عباس قال لما نزلت "إذا جاء نصر الله والفتح" حتى ختم السورة قال: نعيت لرسول الله صلى الله عليه وسلم نفسه حين نزلت قال فأخذ بأشد ما كان قط اجتهادا في أمر الآخرة. وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم: بعد ذلك "جاء الفتح ونصر الله وجاء أهل اليمن" فقال رجل يا رسول الله وما أهل اليمن؟ قال "قوم رقيقة قلوبهم لينة طباعهم الإيمان يمان والفقه يمان" وقال الإمام أحمد حدثنا أحمد حدثنا وكيع عن سفيان عن عاصم عن أبي رزين عن ابن عباس قال: لما نزلت "إذا جاء نصر الله والفتح" علم النبي صلى الله عليه وسلم أنه قد نعيت إليه نفسه فقيل إذا جاء نصر الله والفتح السورة كلها. حدثنا وكيع عن سفيان عن عاصم عن أبي رزين أن عمر سأل ابن عباس عن هذه الآية "إذا جاء نصر الله والفتح" قال لما نزلت نعيت إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم نفسه. وقال الطبراني حدثنا إبراهيم بن أحمد بن عمر الوكيعي حدثنا أبي حدثنا جعفر عن عون عن أبي العميس عن أبي بكر بن أبي الجهم عن عبيد الله بن عتبة عن ابن عباس قال آخر سورة نزلت من القرآن جميعا "إذا جاء نصر الله والفتح" وقال الإمام أحمد أيضا حدثنا محمد بن جعفر حدثنا شعبة عن عمرو بن مرة عن أبي البحتري الطائي عن أبي سعيد الخدري أنه قال لما نزلت هذه السورة "إذا جاء نصر الله والفتح" قرأها رسول الله صلى الله عليه وسلم حتى ختمها فقال "الناس خير وأنا وأصحابى خير - وقال - لا هجرة بعد الفتح ولكن جهاد ونية" فقال له مروان كذبت وعنده رافع بن خديج وزيد بن ثابت قاعدان معه على السرير فقال أبو سعيد لو شاء هذان لحدثاك ولكن هذا يخاف أن تنزعه عن عرافة قومه وهذا يخشى أن تنزعه عن الصدقة فرفع مروان عليه الدرة ليضربه فلما رأيا ذلك قالا صدق. تفرد به أحمد وهذا الذي أنكره مروان على أبي سعيد ليس بمنكر فقد ثبت من رواية ابن عباس أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال يوم الفتح "لا هجرة ولكن جهاد ونية ولكن إذا استنفرتم فانفروا" أخرجه البخاري ومسلم في صحيحيهما فالذي فسر به بعض الصحابة من جلساء عمر رضي الله عنهم أجمعين من أنه قد أمرنا إذا فتح الله علينا المدائن والحصون أن نحمد الله ونشكره ونسبحه يعني نصلي له ونستغفره. معنى مليح صحيح. وقد ثبت له شاهد من صلاة النبي صلى الله عليه وسلم يوم فتح مكة وقت الضحى ثماني ركعات فقال قائلون هي صلاة الضحى وأجيبوا بأنه لم يكن يواظب عليها فكيف صلاها ذلك اليوم وقد كان مسافرا لم ينو الإقامة بمكة؟ ولهذا أقام فيها إلى آخر شهر رمضان قريبا من تسع عشرة يوما يقصر الصلاة ويفطر هو وجميع الجيش وكانوا نحوا من عشرة آلاف قال هؤلاء وإنما كانت صلاة الفتح قالوا فيستحب لأمير الجيش إذا فتح بلدا أن يصلي فيه أول ما يدخله ثماني ركعات وهكذا فعل سعد بن أبي وقاص يوم فتح المدائن ثم قال بعضهم يصليها كلها بتسليمة واحدة والصحيح أنه يسلم من كل ركعتين كما ورد في سنن أبي داود أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يسلم يوم الفتح من كل ركعتين وأما ما فسر به ابن عباس وعمر رضي الله تعالى عنهما من أن هذه السورة نص فيها إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم روحه الكريمة واعلم أنك إذا فتحت مكة وهي قريتك التي أخرجتك ودخل الناس في دين الله أفواجا فقد فرغ شغلنا بك في الدنيا فتهيأ للقدوم علينا والوفود إلينا فالآخرة خير لك من الدنيا ولسوف يعطيك ربك فترضى.
Bağlantı kopyalandı